-26 % Yabancı Fenomenolojisi
  • Ji Elmanî: Mesut Keskin 

  • Bernhard Waldenfels´in ´Yabancı Fenomenolojisi´, bir ´yabancı´dan gelen bir mektup, ´dost´luğa talip ve ´dost´luk öneren bir ´yabancı´dan... Alımlanması için ´biz´den hem ´biz´ kalmayı hem de ´biz´i aşmayı bekliyor bu mektup, bir cevap bekliyor...

    Felsefe metinleri dostlara yazılmış hacimli mektuplardır. Jean Paul adıyla yazan Alman Şair Johann Paul Friedrich’in kitaplara ilişkin bir sözünden hareketle bunu söylüyor Alman düşünür Peter Sloterdijk. Düşünürün Türkçeye ‘İnsanat Bahçesi İçin Kurallar’ adıyla çevrilen ve çok tartışılan metnine göre eski Yunan’dan itibaren böyle olmuştur bu: “Yazılı felsefe 2500 yılı aşkın bir süre önce başlamasından günümüze dek bulaşıcılığını koruyabilmesini, metinler aracılığıyla dost edinme yeteneğinin kazandığı başarılara borçludur.”
    Dostların “aşina” olması hiç gerekmemektedir kolayca anlaşılacağı gibi, mektup alımlandığı, okunduğu yerde amacına, yani dostuna ulaşmıştır. 
    Gerçi Sloterdijk’in, hareket hattı Yunan-Latin-Batı Avrupa/Avrupa ulusları şeklinde özetlenebilecek mektuplaşma zincirinde Arapça yazan filozoflar yer almaz, dolayısıyla onun kurgusunda felsefe, yukarıdaki soykütüğüyle Avrupa’ya mahsus bir iş gibi durur. Oysa dostluğu en azından henüz dost olmayana bulaştırma iddiasının kendisi, felsefenin sadece mahsus mahalde (eski Yunan-Roma-Avrupa) ve dostlar arasında dolaşımda kalmış olduğu örtülü fikrini taşıyan bu soykütüğüyle pek bağdaşmaz. Yine de, zincirin yoksanmış büyük halkasına (Arapça felsefeye) ve bu yoksamanın yarattığı “felsefi” bütün sorunlara rağmen, felsefenin yabanı, yabancılığı, yabancıdan geleni, yabancıya ait olanı düşünme, ona dostluk önerme, dolayısıyla onu aşinalığa kabul etme/evcilleştirme umudu taşıdığına dair vurgusunu paylaşabiliriz. Mektup, ilk sahiplerini çok şaşırtacak yerlerde, çok şaşırtacak kişiler tarafından okunmuş ve yanıt bulmuşsa, bu dostlara ulaşma/dost üretme umudunun bir tür yeteneği de içerdiğini zorlanmadan öne sürebiliriz. 
    Ancak, bilgi ve düşünce dostluğu, yani felsefe ve onun taşıdığı, arzuladığı dostu bulma, dosta ulaşma arzusunun kendisi, bu mekan ve zamansal açıdan uzaktan iş görme umudu, filozofu ait olduğu yerin bir tür yabancısına çeviriyor gibidir bir yandan da. Yani filozof, uzaktaki dosta da seslenebilecek şekilde dostluğa yönelirken bulunduğu yerden bir tür uzaklığa düşebilmektedir: Öyle ya, doğuştan Atinalı olan, yetmiş küsur yılını Atina’da geçiren Sokrates bu türden bir uzaklaşma, bir tür yabancılaşma ve yabancılaştırma etkisiyle suçlanmamış mıydı? Böylece yollarını site yurttaşlarından ayırmış ve sonunda “O halde herkes kendi yoluna, ben ölüme, siz hayata” diye vedalaşmıştı hemşerileriyle. Düşünceleri nedeniyle bulundukları yeri terk etmeye (kimi Sokrates gibi ölüme, kimi başka yerlere) zorlanmış sayısız düşünüre açık ya da örtülü biçimde yöneltilmiştir bu suçlama. Demek ki en uzaktaki, hiç bilinmeyen yerdeki birine dostluk mesajı götürebilen felsefe, en yakındaki, olunan yerdeki birilerine yabancılık mesajı ve tehdidi üretebilmektedir.

Write a review

Please login or register to review

Yabancı Fenomenolojisi

Ücretsiz Kargo

60 TL Tutarında ürün alırsanız kargonuz ücretsiz olacaktır.
  • 15.00TL
  • 11.10TL
  • Ex Tax: 11.10TL
  • Price in reward points: 1800

Tags: yabancı fenomenolojisi, avesta yayınları, bernhard waldenfels,

Loading...