Kürdistan uygarlık şafağına beşiklik etmiş hem coğrafik hem de kültürel dokusuyla bu hazinenin ev sahiplerinden biridir. Oysa tek boyutlu tarih ilerlemeciliği ve anlayışı onu bu haktan mahrum ettiği gibi bugün de ondaki bütün zenginlikleri yok ederek hakikatleri telafi edilemez bir şekilde silmek istiyor. Nehirler etrafına inşa edilmiş uygarlıklar, yapılan barajlarla sulara gömülecek. Sadece kalıntılar silinmeyecek, aynı şekilde, günümüzdeki yaşam alanları yok edilerek yeni kültürel gelişmelerin önü alınmış olacak. Bu kitapta, yazar, tehlikeyi öngörüp Kürdistan’daki uygarlıksal hakikatlere ilişkin bulguları, yorumları, ipuçlarını tartışarak, birçok yerde ısrarlı bir şekilde ‘Kürdistan-merkezli’ düşünme risklerini göze alarak çağrı yapıyor.