Zamana Dokunan Eller
Hayat, çoğu zaman bir bardak çayın buharında saklıdır. Görünüşte sade, dokunduğunda derin; içtikçe insanın kendi içine doğru yol aldığı bir zamansızlık… Bu satırlar, kaybolan güvenin yasını tutarken, eksik kalmanın öğreticiliğini, suskunluğun dilini ve ölümün gölgesinde çoğalan yaşamı anlatıyor.
Burada güller soluyor, papatyalar kuruyor; çünkü her çiçek kendi mevsiminde anlamlı. Burada cenazeler yalnızca tabutlarda değil, geride kalanların kalbinde de taşınıyor. Burada bir kadın, ruhunu serbest bırakmanın cesaretini kuşanıyor. Ve burada insan, hangi kıyıya yakın durduğunu sorgularken, aslında en çok kendi içindeki nehri keşfediyor.
Bu kitap, yüksek sesle konuşan bir metin değil. Daha çok, içinizde biriken sessizliği usulca yanınıza oturtan bir yol arkadaşı. Çünkü bazen iyileşmek, anlatmakla değil; anlamakla başlar. Bırakmak, kaybetmek değil; derinleşmektir. Ve insan, en çok güveni yitirdiğinde, yeniden güvenmenin ne büyük bir cesaret olduğunu öğrenir.
Belki de bütün mesele şudur: Kalbine dokunmayanı kalbinde taşımamak. Eksikliğiyle barışmak. Ve her şeye rağmen, bir gün yeniden çay koyup hayatı sevebilecek kadar incelmek…Bu sayfalar, tam da o inceliğin hikâyesi.
| Yayınevi | : | Name Yayınları |
