Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik?

Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik?

(0) Yorum - 0 Puan
Stok Adedi
99 Adet
Stok Kodu
PX0000016140
Stok Durumu
Stokta Var
Fiyat
16,23 USD + KDV
%20 indirim
16,23 USD
12,99 USD
Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik? Kitap Açıklaması Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi; toprağa bağlı ve yakın olduklarını kabul ediyor, doğayı çeşitli şekillerde işlenen kırsal dünya içerisinden kavrıyorlardı. Sahip oldukları bu doğa imgesi, ticaretten sosyal yaşama, dini ritüellerden tarım etkinliklerine kadar hayatın her alanına nüfuz etmişti. Binlerce yıl boyunca insanlık ile ona ev sahipliği yapan toprak arasında keskin bir ayrım yoktu. Doğayla büyük ölçüde uyumlu bir ilişkinin var olduğunu kabul eden yaygın bir uzlaşı vardı. Antik Akdeniz’de geleneksel tarım, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı değildi. Zengindi, karmaşıktı, kendi kendini düzenliyordu ve esnekti.Bu ilişki, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdi. Yüzyılın başlarında insan dünyası, tarımsal âlem ve işlenmemiş doğa alanı, iç sınırları olmayan kesintisiz tek bir sahaydı. Fakat yüzyılın sonuna gelindiğinde çağın önemli yazarları bu süreklilik içerisinde keskin bir bölünme yaratmış ve tarım dünyasını doğa dünyasından ayırmışlardı. Bu ani ve çarpıcı duyarlılık değişimi ekolojik anlayışı baş aşağı etti ve halen daha mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sonuçlara sebep oldu.James H. S. McGregor dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını öne sürüyor. Bu temel eser bizlere yeni bir çevresel sorumluluk yaklaşımı sunmakla kalmıyor, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini söylüyor. Doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmeli, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmeliyiz. Kaybedilen şeyler çok, toprak ve çevre büyük zararlar gördü, geleneksel bilgi de taşıyıcılarıyla beraber öldü. Fakat halen daha kurtarılabilecek, üzerinde çalışılabilecek ve yeniden düşünülebilecek çok şey var.   (Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı : 412
Basım Yılı : 2021
ISBN : 9786254052330
Dil : Türkçe
Bu ürüne ilk yorumu siz yapın!
Bu ürünün fiyat bilgisi, resim, ürün açıklamalarında ve diğer konularda yetersiz gördüğünüz noktaları öneri formunu kullanarak tarafımıza iletebilirsiniz.
Görüş ve önerileriniz için teşekkür ederiz.
Spas ji boy pirtuka Kurdî. Demekî kin da ev pirtuk gihîştin destê min.
Y... K... | 01/11/2026
Kargolama, iletişim ve kaynak çeşitliliği çok çok iy.
M... A... | 28/10/2026
Hızlı,güvenilir ve istediğiniz kitapları bulabileceğiniz bir site
H... Ç... | 22/10/2026
Kargolama, iletişim kolaylığı, erişilebilir yayın çeşitliliği çok iyi.
M... A... | 19/10/2026
İletişim kurmada profesyonel, kargolama çok iyi, erişilebilir yayın çeşitliliği çok iyi.
M... A... | 19/10/2026
Ulasimi oldukca kolay
Ayse Batgi | 15/10/2026
Birçok kürtçe kaynak bulabileceğim harika bir site
Ş... E... | 13/10/2026
Kargo güzelce paketlenmiş ve sorunsuzca elime ulaştı.
Amedpor not defteri hediyesi için de ayrıca teşekkür ederim.
Bilgi hazinenizi genişletmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken kitap evi.

Spas
M... F... | 06/10/2026
Güzel
H... Ç... | 02/10/2026
İyidir
Adem Aydoğan | 13/09/2026
Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik? Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik? Kitap Açıklaması Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi; toprağa bağlı ve yakın olduklarını kabul ediyor, doğayı çeşitli şekillerde işlenen kırsal dünya içerisinden kavrıyorlardı. Sahip oldukları bu doğa imgesi, ticaretten sosyal yaşama, dini ritüellerden tarım etkinliklerine kadar hayatın her alanına nüfuz etmişti. Binlerce yıl boyunca insanlık ile ona ev sahipliği yapan toprak arasında keskin bir ayrım yoktu. Doğayla büyük ölçüde uyumlu bir ilişkinin var olduğunu kabul eden yaygın bir uzlaşı vardı. Antik Akdeniz’de geleneksel tarım, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı değildi. Zengindi, karmaşıktı, kendi kendini düzenliyordu ve esnekti.Bu ilişki, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdi. Yüzyılın başlarında insan dünyası, tarımsal âlem ve işlenmemiş doğa alanı, iç sınırları olmayan kesintisiz tek bir sahaydı. Fakat yüzyılın sonuna gelindiğinde çağın önemli yazarları bu süreklilik içerisinde keskin bir bölünme yaratmış ve tarım dünyasını doğa dünyasından ayırmışlardı. Bu ani ve çarpıcı duyarlılık değişimi ekolojik anlayışı baş aşağı etti ve halen daha mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sonuçlara sebep oldu.James H. S. McGregor dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını öne sürüyor. Bu temel eser bizlere yeni bir çevresel sorumluluk yaklaşımı sunmakla kalmıyor, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini söylüyor. Doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmeli, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmeliyiz. Kaybedilen şeyler çok, toprak ve çevre büyük zararlar gördü, geleneksel bilgi de taşıyıcılarıyla beraber öldü. Fakat halen daha kurtarılabilecek, üzerinde çalışılabilecek ve yeniden düşünülebilecek çok şey var.   (Tanıtım Bülteninden) PX0000016140
Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa - Kriz Çağına Nasıl Geldik?

Tavsiye Et

*
*
*
) %} %}>
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.