Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlıklar
Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlıklar
Sümerler, Akadlar, Asurlular, Babilliler, Medler ve daha sayısız nice halklar… Tapınaklarda, kentlerde, kabartmalarda, seramiklerde ve toprağın altından fışkıran arkaik zaman kalıntılarında yeniden hayat bulan bir eşsiz coğrafya! Kültürün, inancın, sanatın, mimarinin ve toplumsal yaşamın en eski, en büyülü hikayeleriyle hala capcanlı, hala direngen, hala sırlarla dolu o zarif kadim dünya! Fırat ve Dicle’nin hayat verdiği ilk şehirlerin, ilk dirilişlerin ilk yıkımların uçsuz bucaksız toprakları, yeryüzünün atan kalbi o büyük Mezopotamya!
Krallar, ordular, saraylar bir yana, küllerin altından yeniden doğrulan halklar bir yana. Toprağını terk etmeyen, üzümden şarabını, buğdaydan hülyalarını, incirden zamanı büken ölümsüz aşklarını damıtan köylülerin; taşlara kendi yüzünü, çağlara kendi biçimini veren ilk insanların, ilk toplumların anayurdu…
“Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlık” bize aslında bunları anlatıyor. Alışılmışın dışında, büyütülüp dondurulmuş tarih, iktidarlar, savaşlar, kahramanlar, hanedanlar, devletler küçülüyor; gelenekler, ritüeller, ortak emek, mimari güzellik, insani dayanışma, kültürel süreklilik büyüyor ve zihnimizin tüm dokusunu kaplıyor. Bir başka hikâye anlatıyor bize Eylül İmuk. Sözü en doğru yerde genişleyip hacim kazanıyor. Bir şiirin dizeleri gibi ilerliyor, “Göbekli” ve “Kör” sandığımız “Tepeler”den başlayıp, yeryüzünün en kadim kentleri, boyun eğmemiş en asi dağları dolanıp yeryüzünün en güzel yaşam biçiminin hüküm sürdüğü, ortak ve toplumsal direncin kök saldığı topraklara yenilenmiş olarak dönüyor. Yıkık dökük eski kalıntılar değil elimize tutuşturduğu, zamanı ve her şeyi anlamanın anahtarıdır bize sunduğu.
| Yayınevi | : | Aram Yayınları |
Amedpor not defteri hediyesi için de ayrıca teşekkür ederim.
Bilgi hazinenizi genişletmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken kitap evi.
Spas
Spas ji bo hewildanên we